dün uyanıyorum evvelin bütün enkazlarından kendime yatağımın soğuk çarşafında yer açarak rahman sofrasının kul perdesini aralıyorum bugün ben miyim diye soruyorum kendime sonra gün ışığının yüzüme kattığı çizgilerden bendimi okuyorum satır satır solgun kanatlarından bir kuş uçuyorum dün bir bulutun kara gözlerinde gökyüzünden kayarak geçiyorum usulca ağzımı araladığım her fırsatta birkaç sözü dişlerimin arasından çeneme akan dökülen fısıltıların arasında bir çocukla tanışıyorum dün diye tekrarladıkça kendimi kaybediyorum galiba bugün ben miyim diye soruyorum cevap alamıyorum bundan daha fazla üzülmeyi kendime yediremediğimden de olsa gerek susmak görece geçerli bir akçe gibi geliyor alıp cebime koyuyorum peşinden kitaplar peşinden ciltlerin sahifelerin ta özüme kattığı dizgilerden kendime doyuyorum ya zira bugüne uyanmaktan kaçıyorum sen bugün gidiyorsun diye düne uyanıyorum her sabah kan kızılı tüm enkazlarından çığlıklarımın boğuk çarşafında ter çığlık çığlığa gözyaşı gitme diyorum bugün ben miyim demeden daha değilsin diyorsun ya rahman sofrasının kul perdesini kapatıyorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir